Bayramda Alışkanlıklarınızdaki Küçük Değişikliklerle Kilonuzu Kontrol Edin

“Bayramda nasılsa dikkat edemiyorum. Sağlıklı beslenme düzenine daha sonra başlarım diyorsanız hata ediyorsunuz” diyen Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Diyetisyen ve Fitoterapi uzmanı Buket Ertaş Sefer, bayramda kilo kontrolünü sağlamak için farkındalığı elden bırakmamak gerektiğini söyledi. 

“Hayatın akışı her zaman uygun koşulların oluşmasına elverişli olmayabilir. Önemli olan şartlar içerisinde dengeyi kurabilmek. Bunu başarabilirseniz hayat boyu denge daha kolay olur” şeklinde konuşan Dyt. Buket E. Sefer, “Dolayısıyla farkındalıkla geçirilen bayram, tatil vb. Zamanlar motivasyonunuzu ve kendinize olan inancınızı daha da artıracaktır fakat her zaman istediğiniz gibi de gitmeyebilir. Bunu da normal kabul edip, panik yapmadan yola devam etmek en doğrusu” diye konuştu.

 

Dyt. Buket Ertaş Sefer, Ramazan Ayı sonrasında gelen bayramı kilo almadan geçirebilmek için alışkanlıkları değiştirmek gerektiğini belirterek şu ipuçlarını verdi…

METABOLİZMANIZI HIZLANDIRMAK İÇİN GÜNE EGZERSİZLE BAŞLAYIN.

Kilo kontrolünde en önemli unsurlardan birinin de metabolizmayı hızlandırmak olduğunu söyleyen Dy. Buket E. Sefer, “Gün içinde vakit olmuyorsa her sabah yarım saat erken kalkıp tempolu yürüyüş veya kısa zamanda etkili olan egzersizler yapabilirsiniz. Hadi gelin güne biraz daha erken başlayalım ve egzersizle başlanılan günün mutluluğunu yaşayalım. Bu sayede gün içinde artan enerji ve hızlı metabolizma dengesini da sağlayabilirsiniz” dedi. 

GEÇ KAHVALTI VAR İSE ÖĞÜN SAYISINI REVİZE EDİN.

“Öğün atlamamayı kan şekeri regülasyonu ve iştah kontrolü için elbette öneriyoruz. Fakat saat 8.00’de başlayan mesai günü ile 10.00’da uyanılan tatil günleri elbette aynı olmamalı” diyen Dyt. Sefer, şunları anlattı: “Mümkünse reçel, bal gibi tatlı kaynaklarına bugünlerde tamamen ara vermek gerekli. Kaliteli proteinle başlayan kahvaltı ardından gelen küçük bir ara öğün veya misafirlikte ikram edilen sevilen bir tatlı ardından akşam yemeği günü dengelemeye yardımcı olacaktır. Elbette tatlı tüketiminin sıfır olmasını tercih ederiz. Fakat özel günlerde kendime hakim olamıyorum diyorsanız ana yemek kalorilerini biraz kısmakta fayda var.” Diye konuştu. 

HER SAAT BAŞI BİR BARDAK SU İÇMEYİ ALIŞKANLIK HALİNE GETİRİN. 

Özellikle havaların ısınmaya başladığı bugünlerde hareketle birlikte su kaybının da arttığını hatırlatan Dyt. Buket E. Sefer, telaş ve yoğunluktan, belki de konfor alanımızın dışında olmaktan kaynaklanan sıvı tüketiminde kısıtlama yaşanabileceğini söyledi. “Ancak hem genel sağlık hem de kilo kontrolü için su tüketimi konusunda farkındalığı yüksek tutup saatte bir bardak su içmek atıştırma isteğinizin bastırılmasına yardımcı olacaktır” diye ekledi. 

TATLI TÜKETİMİNİ YASAKLAMAK YERİNE KISITLI TÜKETİM YOLUNA GİDİN. 

“Canınızın çektiği tatlı, börek… Sizin için özel ne varsa düşünüp kendinize onlardan yana iltimas geçebilirsiniz” diyen Dyt. Buket E. Sefer, bayramda tatlı tüketimi konusunda da denge kuralını uygulamak gerektiğini söyledi. 

“Tatlı tüketimini tamamen kısıtlamak sonrasında dönüşünüzü muhteşem yapabilir. Bu nedenle her zaman olduğu gibi denge kuralı bayramda da ön planda olmalı. Kendinize izin verdiğiniz 1 ya da 2 gün öğlen saatlerinde yediğiniz ve sizi mutlu eden o tatlı için kendinizi suçlu hissetmeyin. Olmasa da olur tatlılar için de gereksiz kalori almayın.” 

HER GÜN 1 ÖĞÜN KALİTELİ, AZ YAĞLI PROTEİN TÜKETİN

Bayram boyunca da öğünlerde kaliteli protein almanın önemi ve gerekliliğine işaret eden Dyt. E. Sefer, şu bilgileri verdi: “Alınan karbonhidratı azaltmak için akşam yemeklerini beyaz et veya yağsız kırmızı et ve bolca salata veya sebze şeklinde tercih edebilirsiniz. Bu hem günlük almanız gereken protein miktarına katkı sunacak hem de kalori alımınızı dengeleyecektir. Proteinin yanında mutlaka sebze olmasına özen gösterin. Bu sayede hem vitamin hem de posa alımınızı artırabilirsiniz.”

UZUN AÇLIKLARA GEREK YOK! 

Gündüz tüketilen tatlı veya börek sonrası yapılan vicdanla “bugün akşam yemeği yemeyeceğim” fikrinin oldukça yanlış olduğunun altını çizen Dyt. Buket E. Sefer, bunun gece atıştırma ataklarını tetikleyeceğini söyledi. “Bunun yerine tükettiğiniz şeyler için kendinizi cezalandırmayın. Bir sonraki öğünde hafif bir ana öğün yapmaya gayret gösterin” diye konuştu. 

PROBİYOTİK VE POSA ALIMINI ARTIRIN.

Yemek düzeni değişikliği ile bağırsak hareketlerinde yavaşlama veya şişkinlik yaşanabileceğini söyleyen Dyt. E. Sefer, bunun için çözüm önerilerini şöyle sıraladı: “Ev yapımı yoğurt, probiyotik yoğurt veya takviye olarak alınan probiyotik gastrointestinal sisteminizi rahatlatacaktır. Ayrıca ne kadar posa o kadar regüle kan şekeri, düzenli bağırsak hareketleri ve doygunluk. Posayı artırmak için ise bolca sebze ve günde 1 porsiyon meyve şart. Bu yüzden yaşasın renkli ve çeşitli salatalar.”

KALORİLİ İÇECEKLERİ SINIRLANDIRIN 

Gün içinde ikram edilen asitli içecekler, taze sıkılmış bile olsa meyve suları, meyveli maden suları istemeden fazla kalori alımına neden olabileceğini söyleyen Dyt. Buket E. Sefer, “Bunlar yerine sade kahve (şekersiz ve sütsüz), bitki çayı, sade maden suyu bolca su tüketmek, içecek denetiminde iyi bir kontrol yöntemi olacaktır” dedi. 

YEDİKLERİNİZİ TELAFİ İÇİN DETOX DİYETİ YAPMAYIN 

Yeditepe Üniversitesi Hastaneleri Diyetisyen ve Fitoterapi uzmanı Buket Ertaş Sefer, kilo vermek ve yediklerinizi telafi etmek için yapılan yanlış detokslara da dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı: “Vücudun en iyi detoksifikasyon yöntemi iyi çalışan karaciğer ve organlardır. Az kalorili diyetler, detoks uygulamaları çoğunlukla su kaybına neden olur. En iyisi bayram sonrası karaciğerinize iyi bakmak ve gerekirse karaciğer sağlığına yönelik gıda ve gıda takviyelerine başvurmak en doğrusu olacaktır.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Zaman değiştikçe süre tahminleri de değişiklik gösteriyor…

Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastanesi ABD. Psikiyatri Bölümü tarafından tasarlanan ve yürütülen “Geriye Yönelik (Retrospektif) Zamanlamanın Dinamikleri” başlıklı araştırmanın sonuçları yayınlandı. En doğru tahminler ise 15 dakikalık uzunluktaki olayları kestirmekte elde edildi.

24 bin 500 katılımcıyla gerçekleşen geriye yönelik zamanlama performansının (5-90 dakika) zaman dilimi aralığında araştırıldığı ankette katılımcılardan, kendi hızlarına göre dolduracakları bir dizi anketi doldurmalarının ne kadar sürdüğüne karar vermeleri istendi. Katılımcılar, sırasıyla 15 dakikadan daha kısa ve daha uzun süreleri olduğundan, anket sürelerinin tahmini zamanını daha fazla ve az olarak tahmin ettiler. Bunun yanı sıra 15 dakikalık uzunluktaki olayları kestirmekte en doğru tahminler elde edildi. 

Aralarında Prof. Dr. Gökben Hızlı Sayar ve Doç. Dr. Hüseyin Ünübol’un olduğu araştırmacılar, zaman dilimleri değiştikçe süre tahminlerindeki özneler arasındaki değişkenlik, zamanın bir fonksiyonu olarak katlanarak azaldı ve 30 dakika sonra alt bulgusuzluğuna (asimptot) ulaştı. 

Psychonomic Bulletin & Review de yayınlanan araştırmada son olarak, katılımcıların önemli bir kısmı, süre tahminlerini 5 dakikanın katlarına yuvarlayarak tam sayı önyargısı gösterdi. 

Geriye yönelik (Retrospektif) zamanlamanın dinamikleri araştırmasının kapsamı 

Çoğu aralık zamanlama araştırmasında birden fazla deneme üzerinden test edilirken katılımcılardan zamana dikkat etmeleri açıkça istendi ve ileriye yönelik (prospektif) zamanlama tahminlerine odaklanmaları talep edildi.  

Araştırmayı özetleyen Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastanesi ABD. Psikiyatristi ve Rektör Danışmanı Prof. Dr. Gökben Hızlısayar; 

“Aralık zamanlaması konusundaki mevcut anlayışımız öncelikle ileriye yönelik zamanlamaya dayanmaktadır. Bununla birlikte, gerçek hayattaki zamansal yargıların çoğu, olayların sürelerinin tahmin edilmesi gerekeceği şekilde önceden bilinmeden yapılır (diğer bir deyişle, geriye yönelik zamanlama). Mevcut çalışmada, sonuçlarımız, geriye yönelik zamansal yargılardaki sistematik önyargılar için kanıt sağlamaktadır ve geriye yönelik zamanlamadaki değişkenliğin daha kısa süreler için nispeten daha yüksek olduğunu göstermektedir. 

(Örneğin,

Bu Ramazan Ayı ve Bayram’da Şekersiz Beslenme Trendi Yükseldi

Hepsiburada’nın açıkladığı verilere göre, şekersiz gıdalara ve pişirme grubunda sağlıklı ürünlere ilgi Ramazan ve Bayram döneminde de arttı.

Türkiye’nin Hepsiburada’sı Ramazan Ayı ve Ramazan Bayramı’nda yapılan alışveriş verileri doğrultusunda ortaya çıkan beslenme verilerini açıkladı. Hepsiburada’nın açıkladığı verilere göre, Ramazan ayı boyunca sahurda sıklıkla tüketilen fıstık ezmelerinde bu kez “şekersiz” ve “hurmalı” seçenekler ilgi gördü. Şekersiz fıstık ezmelerinde geçtiğimiz yıla kıyasla %100’ün üzerinde artış görüldü.

Bitkisel sütlere ilgi artıyor

Sindiriminin kolay olması ve besleyiciliği nedeniyle rağbet gören bitki bazlı sütlerde ise siparişler geçen seneye kıyasla 4 kat artmış durumda. Yulaf, soya, badem sütü seçeneklerinin yer aldığı kategori içinde en çok tercih edilense “şekersiz badem sütü” olarak öne çıkıyor.

Airfryerlar mutfakların vazgeçilmezi haline geldi

Sağlıklı ve pratik tariflerle iftar ve sahur yemeklerini çeşitlendiren airfryer siparişlerinde geçtiğimiz Ramazan ayına göre 10 kat artış görülüyor.

Şekersiz çikolata, glutensiz un

Şekersiz bitter çikolatalar bu Ramazan ve Bayram’da da şekerden uzak durmak isteyenler için çözüm oldu. %100 kakao içeriğiyle sağlıklı birer alternatif olan şekersiz çikolatalara ilgi geçtiğimiz seneye göre 40 kat arttı. Tatlı ve hamur işleri içinse glutensiz un seçenekleri müşterilerin ilgisini çekiyor. Hindistan cevizi unu, nohut unu, karabuğday unu gibi seçenekler glutenden kaçınanların alışveriş sepetlerini dolduruyor.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bayramda Sindirim Sisteminizi Yormayın

Zengin bayram sofraları geleneğimizin bir parçasıdır.Bayramlarda bir araya gelmenin mutluluğu ve tadı bu renkli ve zengin sofralarda çıkarılır. Özenle hazırlanan tatlı ya da tuzlu tüm lezzetler hem göze hem de mideye hitap eder. Fakat uzun bir süre oruç tutulduktan sonra bayramda eski beslenme alışkanlıklarına dönmek bazı sağlık sorunlarına yol açabilir. İkram edilen tatlıları ve hamur işi gıdaları kontrolsüzce  tüketmek; halsizlik, yorgunluk, kilo artışı ve özellikle kabızlık gibi mide-bağırsak problemlerine neden olabilir. Bu nedenle tüm lezzetleri, küçük porsiyonlarda almakta fayda vardır. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Nur Sinem Türkmen, Ramazan bayramı için sağlıklı beslenme önerilerinde bulundu.

Hızlı yemekten kaçının, besinleri iyi çiğneyin

Oruç tutulan süre boyunca dinlenmeye geçmiş sindirim sistemi bayram sabahı; kızartmalar, hamur işleri, salam, sucuk, sosis gibi şarküteri ürünler, fazla tuz ve şeker içeren kahvaltılıklar ile yorulmamalıdır. Kahvaltı öğününde yumurta, peynir, zeytin, avokado, bol yeşillik, domates, salatalık ve tam tahıllı ekmek içeren lif oranı yüksek protein açısından zengin besinler tüketmelidir. Ana yemeklerde; orta boy bir tabağın yarısının salata veya sebze yemeğinden oluştuğundan emin olmalı, diğer yarısı ise et, tavuk, balık, baklagiller ve pilav gibi karbonhidrat kaynağı gıdalara ayrılmalıdır. Ayrıca, yemekler en az 30 dakika sürecek şekilde tüketilmeli, hızlı yemekten kaçınarak iyice çiğnenerek sindirim sistemine destek olunmalıdır. 

Şekersiz çay ya da maden suyu tercih edin

Fazla şeker tüketimini engellemek için, ikram edilen tatlı ya da tuzlu hamur işlerini meyve suyu, şekerli gazoz, komposto, limonata ile tüketmek yerine bitki çayları, ayran veya sade maden suyu tercih tüketilmelidir. Tatlı olarak sütlü tatlılar ve dondurma tercih edilmelidir. Şerbetli tatlı tüketimi bayram boyunca maksimum 1-2 defa ile sınırlandırılmalıdır. Eğer tatlı tüketimi olacaksa; ana yemeklerin yanında tüketilen makarna, pilav, ekmek tarzı gıdaların porsiyonunu azaltmak, diyetin dengelenmesinde yardımcı olacaktır. 

Bol su için, ikramlık tüketimini sınırlayın

Gün boyu misafirliklerde geçirilse bile toplam en az 2,5 lt su içimi ihmal edilmemelidir. Tüketilen toplam çay ve kahvenin ise 4 fincandan fazla olmamasına özen gösterilmelidir. Aksi takdirde, Ramazan bayramı boyunca uyku problemleri oluşabilir, dolayısıyla bayram sonrasında günlük rutine dönmekte güçlük çekilebilir.Eğer akşam yemeğinden sonra tekrar açlık hissedilirse; kalan tatlılar veya hamur işlerini tüketmek yerine, 1 porsiyon taze meyve ile 1 avuç kadar çiğ badem, fındık gibi kuru yemiş içeren bir ara öğün tüketilebilir.

Bayram tatilinin tadını sadece yemekle çıkarmayın

Eğer bayramda bir tatil merkezinde konaklanacaksa, olabildiğince evdeki beslenme tarzı devam ettirilmeye çalışılmalıdır. Açık büfe tarzı tüketim yapılan bir yerde kalınacaksa, sabah küçük porsiyonlarda toplam 7 seçenekten oluşan (yumurta, peynir, zeytin, söğüş sebzeler, bal/pekmez/reçel, tam tahıllı ekmek veya tam buğday unlu mamüller, çay/kahve) bir kahvaltı tabağı hazırlanmalıdır. Öğle yemeği; et/tavuk/balık gibi hayvansal kaynaklı gıdalar ile yapılacaksa, mutlaka akşam yemeği öğünü sebze ağırlıklı yapılmalıdır. Tatilin tadı sadece yemekle çıkarılmamalı, olabildiğince hareketli olarak ve düzenli yürüyüşler yaparak geçirilmelidir. 

Diyabet ve kalp hastaları bayramı ‘kaçamak‘ olarak görmemeli

Bayram boyunca oluşabilecek kabızlık gibi sindirim problemlerinin önüne geçebilmek için mutlaka ana yemeklerin yanında yeşillik içeren zeytinyağlı bir salata olmalıdır. Kefir veya keten tohumu katılmış yoğurt ile bir ara öğün de yapılabilir. Diyabet, kalp, yüksek tansiyon hastaları ve diğer kronik hastalığı olan kişiler diyetlerine olabildiğince dikkat etmeli ve bayramı ‘kaçamak’ olarak düşünerek aşırı gıda tüketimi yapmamalı ve sağlık problemleri oluşturacak şekilde beslenmemelidir.

Misafirlerin küçük porsiyon isteğini normal karşılayın

Kişi kendi beslenmesine dikkat ettiği kadar, evinde ağırladığı misafirlerin de sağlığına bir o kadar dikkat etmelidir. Misafirperver bir kültüre sahip olmamız bazen misafirlere ikram edilen tüm yiyeceklerin bitirilmesinin istenmesine neden olabilmektedir. Misafirlerin doydukları zaman ikramları tüketmeyi bırakmaları veya sağlık problemlerini düşünerek bazı ikramları tüketmek istememeleri normal karşılanmalıdır. Bireyler, tabaklarındaki her şeyi bitirmemenin ayıp olacağını düşünerek, istemeyerek de olsa fazla gıda tüketebilir. Hem bu durumun hem de israfın önüne geçilebilmesi için, misafirlere küçük porsiyonlarda ikramlar yapılmalıdır.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Dikkat! Yolculuk yapılacak bölgeye göre sağlık problemleri yaşayabilirsiniz

Yolculuk yapılan yere, yolculuk şekline ve gidilen yerde yapılan aktivitelere bağlı olarak sağlık problemlerinin ortaya çıkabileceğini belirten uzmanlar, tatil için başka ülkelere seyahat edeceklerin temkinli olması gerektiğini ifade ediyor. Yolculuk yapacakların ishal, AIDS, sıcak çarpması ve böcek ısırmaları gibi sağlık sorunları ile karşılaşabileceklerini vurgulayan Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, seyahatlerde sadece kaynatılmış veya kapalı ambalajlardaki suların tüketilmesini, kesinlikle bir başka kişiyle aynı enjektörün kullanılmamasını, ısırılma riskine karşı bölgede yaşayan hayvanlardan uzak durulmasını tavsiye ediyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Dilek Leyla Mamçu, bayram tatili öncesi seyahat edecekleri, seyahat hastalıklarına karşı uyardı.

Sıcak çarpması ve böcek ısırığına dikkat!

Seyahat hastalıklarının yolculuk yapılan yere, yolculuk şekline ve gidilen yerde yapılan aktivitelere bağlı olarak ortaya çıkan sağlık problemleri olduğunu belirten Dr. Dilek Leyla Mamçu, sözlerine şöyle devam etti:

“En çok görülen seyahat hastalıklarını mikrobik hastalıklar, yolculuğa bağlı hastalıklar ve seyahat şekline, gidilen yere ve aktivitelere bağlı hastalıklar olarak sınıflandırabiliriz. Mikrobik hastalıklar, turist ishalleri, sıtma, sarılık ve AIDS’i içeriyor. Zaman farkı sonucu ortaya çıkan sersemlik hali ve uzun süreli hareketsizliklere bağlı emboliler de yolculuğa bağlı hastalıklar olarak öne çıkıyor. Seyahat şekline, gidilen yere ve aktivitelere bağlı hastalıklar kategorisinde ise sıcak çarpması, yükseklik hastalığı, dekompresyon hastalığı (vurgun), böcek ısırmaları ve donmalar bulunuyor.”

Kaynağı bilinmeyen sular tüketilmemeli

Sağlıklı olabilmek için ellerin sıklıkla su ve sabunla yıkanmasını öneren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sadece kaynatılmış veya kapalı ambalajlardaki suları tüketmek olası risklerin önüne geçilmesinde fayda sağlayacaktır. Musluk suyu, doğal kaynak suyu ve hangi suyla yapıldığı bilinmeyen buzlu içeceklerden uzak durulmalı. Eğer içmek zorunda kalınacağı düşünülüyorsa filtre veya iyot tabletleri kullanılabilir” dedi.

Pişmemiş besinlerin kabuğu mutlaka soyulmalı

Sadece pişirilmiş yiyeceklerin tüketilmesi gerektiğine dikkat çeken Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Eğer pişmemiş sebze veya meyve yemek zorunda kalınırsa mutlaka kabuğu soyulmalı. ‘Kaynatın, pişirin, soyun veya unutun gitsin” kuralı unutulmamalı. Isıtma önlemleri seyahatten önce, seyahat esnasında ve seyahatten sonra önerildiği şekilde alınmalı. Mantar ve parazit enfeksiyonlarından korunmak için ayakları temiz ve kuru tutmakta fayda var. HIV ve diğer cinsel yollarla bulaşan hastalıklara karşı dikkatli olunmalı” dedi.

Yüzmek için tatlı su yerine tuzlu su tercih edilmeli

Seyahat edilen yerlerde hastalıklardan korunmak için sokaklarda satılan yiyecek ve içeceklerin tüketilmemesi gerektiğini kaydeden Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünleri tüketilmemeli. Her şeyden önemlisi hiç kimseyle aynı enjektör kullanılmamalı. Özellikle kedi, köpek, maymun gibi hayvanlarla temastan kaçınılmalı ve ısırılma ya da yaralanma halinde hemen tıbbi uzmanlara başvurulmalı. Tatlı sularda yüzmekten kaçınılmalı çünkü tuzlu sular her zaman daha güvenlidir” şeklinde tavsiyelerini paylaştı.

Seyahatte yardım çantası bulundurmakta fayda var

Tatile çıkarken uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve şapka gibi kıyafetlerin de bavula konulmasını öneren Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Vücuda ve giysilere sürmek için sinek kovucu losyonlar, haşerelere karşı aerosol sprey, ishal ilacı, portatif su filtreleri ve iyot tabletleri, güneş kremi, güneş gözlüğü, reçeteli tüm ilaçlar ve ihtiyaç duyulabilecek diğer ilaçlar da mutlaka bavulda bulundurulmalı. Bunlarla birlikte yara bandı, antiseptik solüsyon, bandaj, steril sargı bezi, yumuşatıcı bir göz damlası, alerji kremleri, basit bir ağrı kesici, termometre, steril enjektör, şeker–tuz solüsyonları bulunan bir ilk yardım çantası da hazırlamak seyahatte fayda sağlayacaktır” dedi.

Sıtmanın kuluçka süresi 1 yılı bulabilir

Tatil dönüşü de dikkat edilmesi gerekenler olduğunu söyleyen Dr. Dilek Leyla Mamçu, “Sıtmanın kuluçka süresinin 1 yılı bulabildiği unutulmamalı. Ateş, nezle hali, terleme, üşüme gibi şikayetlerle başlayabilir. Doktora yapılan seyahatten söz edilmeli. Sıtma dışında gidilen ülkenin mikrobik yapısına ve vücudunuzun bağışıklık durumuna bağlı olarak ülkemizde görülmeyen pek çok tropikal hastalığın ortaya çıkabilir. Böcek ve sinek ısırmalarıyla dang hastalığı, sarı humma ve veba; yiyecek ve içeceklerle kolera, Hepatit A, sistosomiyazis ve tifo; kişiden kişiye Hepatit B ve HIV gibi hastalıklar bulaşabiliyor” uyarısında bulundu.

Aşılar seyahatten 4-6 hafta önce yapılmalı

Dr. Dilek Leyla Mamçu, gidilen bölgeye, kalınacak süreye, kişinin bağışıklık durumuna ve o anda mevcut salgın hastalık durumuna göre sağlık otoritelerinin önerdiği aşılar olduğunu hatırlattı ve sözlerini şöyle tamamladı:

“Hepatit A veya Immun globulini, Hepatit B, özellikle Sahra-altı Afrika ülkelerine seyahatlerde meningokokal menenjit, sarı humma, vahşi veya evcil hayvan temas olasılığı varsa kuduz, tetanos-difteri-kızamık, tifo ve Japon Ensefaliti gibi aşıların konunun uzmanları tarafından ve etkili olabilmesi için seyahatten 4-6 hafta kadar önce yapılması gerekiyor.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

Bayramı Hafif Geçirmenizi Sağlayacak 10 Altın Öğüt

Ramazan süresince sınırlı saatlerde yemek –içmek kimimizin iftarda çok kaçırmasına kimimizin yeteri kadar su içmemesine sebebiyet verdi bayramın gelmesiyle bu manevi ayın sonuna geldik peki bayramda nasıl beslenmeli? 

Çoğumuz için ramazanda sınırlı saatlerde yemek psikolojik olarak bayramda sınırsızca yeme veya daha fazla yeme ihtiyacını artırabiliyor sizde bayram sonrası yediğiniz şeyler için pişman olmak istemiyor, mide rahatsızlıklarına sebebiyet vermek istemiyorsanız bayramı hafif geçirmenizi sağlayacak 10 altın öğüte kulak verin.

Yeni Yüzyıl Üniversitesi Gaziosmanpaşa Hastanesi beslenme ve diyet bölümünden Dyt. Benan Koç ‘bayramı hafif geçirmenizi sağlayacak 10 kuralı’ anlattı.

BAYRAMI HAFİF GEÇİRMENİZİ SAĞLAYACAK 10 ALTIN ÖĞÜT

1. Doyurucu ve hafif bir kahvaltı öğünü ile güne başlayın.

2.Bayram ziyaretlerinde tüketilen çay ve kahve miktarına dikkat edin. Çay ve kahve fincanlarına şeker ilave etmeyin. İkram edilen çikolata, tatlı ve şeker tüketimini sınırlandırın.

3.Sevdiğiniz bir tatlıyı porsiyon ölçüsüne dikkat ederek ara öğününüze ekleyebilirsiniz. Ağır ve şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlıları tercih etmeye çalışın.

4. Konuk olduğunuz göz döndüren çeşit çeşit yemeklerin olduğu bayram sofralarında tüm yemek çeşitlerinden yemek ve tabağını sürekli doldurmak yerine sadece bir kere her çeşit yemekten az az alarak tabağını doldurman hem göz doygunluğunu artıracak hem de aldığın kaloriyi sınırlandıracaktır.

5.Ana öğünlerde tercih ettiğiniz et grubunu hazırlarken ızgara, haşlama, fırınlama yöntemlerini tercih edin.

6.Sofranızda denge sağlamak için mevsim yeşillikleri ve fırınlanmış sebzeleri öğünlerinize ekleyin.

7. Su içmeyi ihmal etmeyin. Günde en az 2-2,5 litre sıvı tüketin.

8. Bütün bir yorgunluğun ardından gün sonu hafif tempoda yürümek hem hareketinizi artıracak hem de gün boyu yediğiniz yemeklerin sindirimini kolaylaştıracaktır.

9. Yemek odaklı olmak yerine sevdiklerinizle yaptığınız sohbetlerin keyfini çıkarın.

10. Bayramın birinci günü çok yediniz diye bir sonraki gün sınırsız yeme davranışınızı devam ettirmenize veya suçluluk duyup kendinizi aç bırakmayın sağlıklı beslenme rutinine geri dönün.

Bayramda et ve şeker tüketimimiz arttı bayram sonrası nasıl beslenerek telafi etmeliyiz?

Kendinizi aç bırakmayın. Öğünlerinizi düzenli ve saatinde yapmaya özen gösterin.

Öğünlerinizde salata ve sebze ağırlıklı beslenin.

Bayram sonrasındaki hafta kaçamak yapmamaya özen gösterin.

Düşük kalorili beslenme programları uygulamayın. Kendinizi aç bırakarak cezalandırmayın.

Yeterli miktarda su için.

Bol hareket edin.

Sevdiklerinizle dolu dolu geçireceğiniz musmutlu bayramlar diliyorum.

Bayram sonrası örnek beslenme programı

Sabah uyandıktan sonra: 

1 büyük bardak su (içine bir çay kaşığı elma sirkesi ve limon dilimleri )

Kahvaltı : 

1 fincan yeşil çay + 1 adet haşlanmış yumurta + lor peyniri (+ 1 tatlı kaşığı çörek otu) + 1 dilim hindi füme + 1 dilim ananas + dereotu  maydanoz

Ara Öğün:

1 fincan kahve + 2 adet ceviz

Öğle:

Ton balıklı brokoli salatası + 1-2 adet etimek +  1 su bardağı maden suyu

Ara Öğün:

½ kase (2-3 yemek kaşığı) yoğurt içine ½ elma rendesi + tarçın

Akşam:

1 kepçe çorba + 6-8 yemek kaşığı zeytinyağlı sebze yemeği + 1 su bardağı kefir

Ara Öğün:

1 fincan bitki çayı + 10-12 adet çilek 

Not: Bu beslenme programı herhangi bir sağlık problemi olmayan bireyler için hazırlanmıştır. Herhangi bir sağlık probleminiz varsa mutlaka hekiminize danışın.

Bayram sonrası akşam yemeğinde tercih edebileceğiniz : 1 orta zeytinyağlı enginar’ın  tarifi ;

Malzemeler : 6 adet enginar + 1 adet havuç + 1-2 adet kuru soğan + 2 avuç bezelye + 1 küçük kase iç bakla + dereotu+ ½ su bardağı su + zeytinyağ + tuz + karabiber 

Yapılışı : Enginarı suda güzelce yıkayınız. Tenceremizde garniyi hazırlamak için zeytinyağ küp küp doğranan soğanı soteliyoruz. Yumuşayan soğanların üzerine havuç, bezelye ve iç baklaları ilave edip sotelendikten sonra 1 su bardağı suyu ve baharatları ilave edip haşlayın. Başka bir tencerede zeytinyağ ile soğanları ekleyip enginarları tencereye diziyoruz su ve bir limonun suyunu ekledikten sonra pişmeye bırakıyoruz. Yumuşayan enginarın üzerine garnitürümüzü ekleyip kısık ateşte pişirmeye devam ediyoruz. Pişen enginarın üzerine kıyılmış maydanoz veya dereotu eklenebilir. 

Afiyet olsun.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı