Son Depremler - 28.10.2021

Son Depremler

Türkiye başta deprem olmak üzere çeşitli doğal afetlerden sıklıkla etkilenen bir ülke olmasına, afetler nedeniyle ağır kayıplar yaşamış ve önemli deneyimler elde etmiş olmasına karşın, risklerin (afet risklerinin) azaltılması konusunda yeterli bir hazırlığa sahip görünmemektedir. Günümüzde kentlerimizin risk havuzlarına dönüşmesine yol açan nedenler arasında doğal tehlikeler yanı sıra kentlerimizde çağdaş yaşam koşullarının ve standartlarının yerleştirilememiş olmasının etkileri de vardır.

Türkiye’nin en büyük kenti olan İstanbul’un deprem tehlikesi özellikle 1999 Marmara Depremlerinden sonra çok kez gündeme getirilmiş, çeşitli yayınlarda ele alınmıştır. Ülkemizde özellikle mühendislik çalışmaları çerçevesinde araştırılan deprem olgusunun sosyal,ekonomik ve yönetsel boyutunun, özellikle risk azaltımında yerel yönetimlerin rolü konusunun ihmal edildiğini belirtmek yanlış olmayacaktır.

Doğal afetlerin maliyeti gün geçtikçe artmaktadır ve bu yalnızca afetin kurbanları için değil, vergi mükellefi sektörler için de geçerlidir. 1999 Yılında geçirdiğimiz depremlerin yurdumuza maliyeti yaklaşık 10-14 milyar $ civarındadır. 15 Milyon nüfus bu afetlerden etkilenmiş, ölü sayısı 18.000, yaralı sayısı ise 40 000 olarak belirlenmiştir. Yaklaşık 386 000 binanın hasar gördüğü, bunun 55 000 kadarının ağır hasarlı/tamamen yıkılmış ve yaklaşık bir o kadarının da orta derecede hasarlı olduğu tespit edilmiştir.

Özellikle yatırım ve ekonomik boyut anlamında büyük maliyetlerin yer aldığı GSM sektöründe, sistemlerin ve iletişim ağının büyük çoğunlukla binalarda yer alması nedeniyle deprem konusu çok daha büyük önem arz etmektedir. İletişimin sağlanabilmesi büyük maliyetlerle kurulmuş olan bu sistemlerin olası bir deprem anında ayakta kalabilmesine veya kısa sürede aktif hale getirilebilmesine bağlıdır. Gerek Acil Durum Ekipleri arasında, gerekse vatandaşlar arasında kesintisiz iletişimi devam ettirebilmesi veya en kısa zamanda aktif hale gelebilmesi için neler yapılması gerekir önceden bunların sorgulanması gerekir.

1999 Depreminde yaşanan sorunlardan en büyüğü de rekabet ortamının olmadığı bir dönemde iletişim ağının zarar görmesi nedeniyle insanlar, ekipler ve kuruluşlar arasında bağlantı kurulamaması idi. GSM sektöründe rekabetin kızıştığı içinde bulunduğumuz dönemde herhangi bir doğal ve/veya doğal olmayan afet anında çalışanların can ve mal güvenliğinin korunması, zarar gören sistemlerin bir an önce çalışır hale getirilmesi ve şirketlerimizin tekrar normal ticaret hayatına dönebilmesi için sistemli ve gerçekçi bir Afet Planı, çalışabilir bir Acil Durum Teşkilatı kurulması gerekmektedir.