Bir Aile Nasıl Kurulur ve Nasıl Yıkılır

On beş yirmi sene öncesine kadar internet denen teknolojiyle tanışmamıştık. Ne zaman ki bu teknoloji harikasıyla tanıştık, günlük yaşantımızda da bazı değişiklikler oldu.

Bir Aile Nasıl Kurulur ve Nasıl Yıkılır
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

On beş yirmi sene öncesine kadar internet denen teknolojiyle tanışmamıştık. Ne zaman ki bu teknoloji harikasıyla tanıştık, günlük yaşantımızda da bazı değişiklikler oldu.

Mesela bunların arasında ‘sanal âlem’ diye bir şey de hayatımıza girmişti. Tabi ki her teknolojik gelişmenin insanlığa faydası ve zararı da tartışılır durumdadır. Sayılamayacak faydasının yanında ben birtakım zararlarından bahsetmek istiyorum.

Sanal ortamlar…

Sanal ortamlar, aldatmak için iyi bir zemin hazırlıyor… Aldatmanın birinci safhası olan ‘hoşlanma’ duygusunu ve bunu sanal ortamda ifade etmeye iyi bir zemin hazırlaması. Aldatma gerçekleşmese bile cet yaptığı kişiye âşık olma daha doğrusu âşık olduğunu zannetme gibi duygusal aldatma durumları yaşanır.

Sanal ortamların gerçek yüzler gizleniyor?

Evli bekâr ayrımı yapmadan söylüyorum. Araştırmalar gösteriyor ki; sanal ortamlarda gerçek yüzler gizlenip sonuç her ne şekilde olursa olsun insanlar birbirlerini aldatıp yalan söylüyorlar. Çünkü bu ortamlar, yalan söylemeye çok müsait ortamlar. Birbirlerini tanımayan bu insanlar alabildiğine gerçekleri gizleyerek kendilerini gerçek olandan uzaklaştırmaktadırlar.

Sanal arkadaşlığın neden cazip olduğunu gösteren güzel bir örnek var: Ürdün’de boşanan bir çift, tesadüfen internette chatleşme ye başlıyorlar ve sanal ortamdaki ilişkileri ilerleyince birbirlerine uygun kişiler olduklarını düşünüp yüz yüze görüşmeye karar veriyorlar. Tabii buluştuklarında şaşırıp kalıyorlar. Bu örnekte de görüldüğü gibi birbirlerini daha önceden çok iyi tanıyan kişiler bile sanal ortamda gerçek yüzünü gizleyip kendisini farklı biri olarak tanıtabiliyor?

Ben bu yazımda sanal ortamların evli hayatlara vermiş olduğu zararlara değinmek istiyorum. Özellikle kırklı yaşlar da evli insanlar hayatlarında bir takım değişik duygular, farklı düşünce yaklaşımlarında bulunabiliyorlar. Buna da yeni hayat diyorlar.

İstem dışı üretilen yanlış düşünceler neler?

Sanal ortamlarda, insanlar olmak istedikleri kişiliği yansıtırlar ve karşı tarafla sadece yazı ya da görüntü yoluyla iletişim kurdukları için iyi ve kötü duygularını beraber kullanırlar. Bunun nedeni ise cet anında insanın içindeki düşünce ve duygu obsesyonlarına kolaylıkla kendini kaptırmasıdır. Düşünce obsesyonu, beynimizin bir bölgesinin istem dışı yanlış düşünce üretmesidir.

Ben bunu çok araştırdım bir erkek veyahut ta bir kadın neden aldatır.

Düşünce obsesyonu kontrolden çıkarsa felaketler başlar nasıl mı?

Mesela bir ablanın kardeşini gezdirirken onu bir arabanın önüne iteceğini kısa süreli düşünmesi gibi. Bu düşüncenin bir veya iki kere akla gelmesinin bir zararı yoktur ancak bu düşünce sık sık tekrarlanır ve abla kardeşini sokağa çıkarmaktan korkmaya başlarsa bu bir obsesyon halini alır. Bu gibi ani düşünce ve duyguların insanda olması doğaldır. Önemli olan bu tür düşünceleri insanın mantığının ve vicdanının onaylayıp onaylamadığıdır.

İnsanın içindeki düşünce ve duygu obsesyonları cetleşme esnasında kontrol altından çıkar. Kişi o anda hiç düşünmeden, süzgeçten geçirmeden aklına gelen her şeyi yazı ya da ses yoluyla karşı tarafa aktarır. Arzular ve dürtüler ile mantıklar ve kurallar arasındaki denge arzular ve dürtülerden yana bozulur. Ayrıca cetleşme de kişiler karşı tarafa kendilerini istedikleri şekilde olumsuz yönlerini bastırarak ya da olmadıkları bir kişilik portesi ile tanıtırlar.

Mesela bekârım veyahut ta ayrıldım ya da eşimi sevmiyorum gibi.  Farkında ister olsunlar ister olmasınlar bir şekilde evlilik diye bir şey kalmıyor. Sonuç hüsran!

Burada kabahat kimde; kadında mı erkekte mi, bir düşünelim? Erkek kendini her zaman haklı çıkarmak ister. Sebep ise onun çalışıp para kazanması, yorgun olması. Kadın erkek için ancak bir hizmetçi; getir götür, pişir yedir, temizle.

Hiç düşünüldü mü, kadının ne kadar değerli olduğu? Yok.

Çetleşmek erkeğin hakkıysa o zaman kadının hakkı ne olmalı? Eşine aynı duyguyu mu yaşatmalı? Yoksa eşine sadakatinden vaz geçmemeli mi? Veya eşinin ve evinin ne kadar değerli olduğunu ona acı tecrübelerle mi öğretmesi?

Ne demiştik bir aile nasıl kurulur?

Evlenmek marifet değil; çocuk yetiştirmek, evliliği ayakta tutmak marifet olması gerek.  Günümüzdeki evliliklerin kısa ömürlü olmasındaki sebeplerden bir takımını da bu sanal yaşantılarda aramak gerekmez mi?

Şu veya bu nedenlerle kirli çamaşır değişir gibi koca veya hanım değiştirilmesi bana çok komik geliyor; diyeceğim ama yine de demiyorum. Çünkü insan zayıf bir varlık.

Bir genç kız evlenmek isterse önce erkeği iyi tanımak istiyor. Sebep ise ilerisini düşünerek evlenip, bir daha yuvasını yıkmak istemediğinden.

Boşanmaların birçoğunda ki ana sebeplerin bilgisayar ve telefonlarda oluşturulan sanal arkadaşlıklar olduğunu düşünüyorum. Özellikle insanların aç gözlülüğü ve sahip olduklarıyla yetinmemesi…

Bir kadının veya erkeğin sevdiği ve güvendiği eşi tarafından aldatıldığını öğrenmesi öncelikle kandırılmışlık hissinden dolayı psikolojiler alt üst olur. Aldatıldığını öğrenen herkes önce karşısındaki kişiye güven duymaktan vaz geçer. Çünkü eğer bir kez kalbi kırılmışsa hayata bakış açısı değişir. Aldatılmak her zaman berbat bir duygudur. Aslında bu kadarda değildir. Bununla birlikte ihanete uğramış, kızgın ve tamamen kalbi kırılmıştır.  O güne kadar yaşadıkları ilişkileri hakkında her şey sorgulanmaya neden olabilir ve iyileşmesi zaman alacaktır. Bir insan kendini ifade edemiyorsa eyer içine kapanıyordur.

İslam dini, eşlerin birbirine muhabbetle, sevgi ve saygıyla davranmalarını ve birbirlerine yardım etmelerini ister. Allah, eşlerin birbirlerine sevgiyle bakmasından hoşnut olur. Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle müjdelemiştir: “Bir Müslüman erkek, zevcesine (eşine) muhabbetle baktığı, zevcesi de ona baktığı zaman Allah’u Teâlâ her ikisine de rahmet nazarı ile bakar. Ve bu erkek, zevcesinin elini tuttuğu zaman her ikisinin de günahları parmaklarının arasından düşer gider.” Fakat hangi erkekler ve kadınlar için geçerli? Ailesine iyi davranan erkek ve kadınlar için geçerlidir elbette.

Özellikle eşlerin, evinden çıkarken birlerine Allah’a ısmarladık diyerek çıkmaları. Birbirlerinin gönlünü hoş tutmaları, vaktinde evlerine gelmeleri ki; yersiz üzüntülere sebebiyet vermemeleri, dışarıda yediğinden içtiğinden evine de götürüp kul hakkından uzak durmaları, mutlulukları açısından büyük önem arz etmektedir.

İş hayatının sıkıntılarını eve yansıtmak, yuvada huzursuzluklara neden olabilir. Eve gelindiğinde selamla ve güler yüzle girilmesi evde mutluluğa sebep olur.

Evlerin Kurân’sız ve namazsız bırakılmaması özellikle sabah namazına kalkındığında ev halkının da kaldırılması, rahmet ve bereketin gün boyu sizinle olmasına vesile olur.

Gayretli olmak, kıskanç olmamak, ayıp ve kusur araştırmakla meşgul olmamak lazım. Bilinmesi gerekir ki kusur arayanın kusurlarını da bir başkası arar. İnsaflı olmak lazım; eşlerin güçlerinin yetmeyeceği işleri birbirlerinden beklememeleri lazım.

Alınan kararlarda hanımla da istişare etmeyi unutmak lazım. Bir evin erkeği kiminle evliyse onunla istişare yapar, başkalarıyla değil!

Beklenmedik anlarda sürpriz hediyelerle gönül almasını bilmek lazım ki hanımda eşinin gönlünü alsın. Dünya evine girmek, dünyaya dalmak olmamalı; ahireti unutmamak lazım! Din, vatan ve insanlık için çalışmayı terk etmemek, lazım. Edilirse, ahirette ödenmesi zor olur, diğer taraftan da kul hakkına girmemek lazım. Ödenmesi zor olur. Kul hakkıyla gidenin, ahiret de bütün amelleri rehin kalmış olur.

Mevzumuzun da başında dediğim gibi yuva kurmak zor ama yıkmak çok kolay, hiçbir ailenin yuvası yıkılmasın. Mutlu huzurlu sağlıklı bir yuva Allah’ım nasip etsin cümlemize.