Kadir Polat
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kur’an-ı Kerim’in “Alak” suresinin ilk ayeti kerimesinde şöyle buyurur rabbimiz bizlere. “Oku, seni yaratan rabbinin adıyla oku”.

Mantıklı düşünüldüğünde bu ayet de hayatın anlamı vardır, yaşama gayemiz vardır, görevlerimiz vardır, mutlu huzurlu yaşamamız için gerekli olan ve adımıza yazılan bir reçete vardır. Cennet vardır, Cehennem vardır, kabir vardır. Bu dünya ve ahiret alemiyle ilgili her şey vardır. Yeter ki okumasını bilelim. Sahi hangimizin evinde ailece kitap okuma saati var ?

Okumak, insanın ufkunu açar , geleceğine ışık tutar kendi ayakları üzerinde durmasını , sağlıklı karar vermesini ve olayları muhakeme etmesini kolaylaştırır.

Ülkemizin bu durumda olmasının etkenlerinden biride okuyup araştırmamak ve “Skolastik düşünce” kavramıdır. Skolastik felsefe, Orta Çağ düşüncesinde doğrunun zaten mevcut olduğu düşüncesine ve felsefenin okullarda okutularak öğretilmesine dayanan bir fikirdir,ve kaynağını teolojiden almaktadır.

Modern dönem öncesi kurulan pek çok üniversite, kilise okullarından ve manastır kurumlarından dönüştürülmüştür. Bu sebeple, Orta Çağ’da teoloji, üniversitelerin temel araştırma alanlarının en ön sıralarında gelmekte ve teolojiye “Bilimlerin Kraliçesi” adı verilmekteydi. Bu önceliğinden ötürü bu okulların müfredatlarında, Kilise Kanunları gibi dersler yer almakta ve bu dersler ile kiliseye hizmet edecek genç insanlar yetiştirmeleri amaçlanmakta idi. Hatta bu üniversitelerin dua etme, vaaz verme veya ayinleri de içeren şapelleri de bulunmaktaydı.

Yani kısaca anlamı şuydu; bu akımda öğretilen bilgi sorgulanamaz, ve üzerine yorum yapılamaz burda öğretilenler mutlaktır.

Bir öğrenci ” Hocam siz 2+2 = 4 eder” demiştiniz ya, ben araştırdım 3+1 de 4 ediyormuş dediği zaman,
Hadi canım onu sana ben öğrettim sen benden iyimi biliyorsun der ve böylece konu kapanır

Okumak ,yalnızca birbiri ardına yazılmış ve anlam bütünlüğü olan kelimeler,cümleler olarak da algılanmamalıdır, nasıl ki başımız ağrıdığı zaman eczaneye gidip ilacı alıp onun kutusuna baktığımızda ağrımız geçmiyor, içtiğimiz zaman faydalı oluyorsa , okumak da orada anlatılmak istenen manayı bilmek suretiyle faydalı olur insana.

Doğruları, söyleyen kişi dediği için değilde akıl süzgecinden geçirip kendimiz de kanaat getirdikten sonra benimsemeliyiz.

Şu hoca şöyle dedi, bu alim böyle buyurdu bu lider bunu yapın dedi den ziyade, araştırmalıyız kendimizde ikna olmalıyız.

Kendimizi sabit düşünmekten men etmeli karşı fikirlere de yönelmeli onları da algılamaya çalışmalıyız. Çok okuyan mı çok gezen mi gibi kısır döngüleri bir kenara bırakıp her halükarda anlatılmak istenen “bilmek” fiiline mazhar olmaya çalışmalıyız.

Hiç bir zaman bir zümrenin veya bir şahsın peşine takılıp yaptıklarını zinhar doğrudur gibi yaklaşım içine girmemeliyiz çünkü belirli bir zaman sonra” takke düşüp kel göründüğü zaman ” söylenen ile yapılan arasındaki uçurum insanı yanılgıya sürüklemektedir.

Okumak, göz ile bir yerlere yazılanları takip etmekten ibaretde değildir. İçinde bulunulan durumu, yaşananları değerlendirmek de okumaktır, yapmamız gereken tek şey beynimize yerleşen kısır döngülerden kurtulmaktır.

Mu’minun suresi, ayet: 80 Saffat suresi, ayet: 137,138

Mevla bu ayetlerde

Hâlâ aklınızı kullanmıyor musunuz ?

Hâlâ düşünmeyecek misiniz ?

diyerek bizlere verdiği akıl nimetini kullanmamızı emretmektedir.

Buradan da anlaşılacağı gibi birilerinin fikirleriyle değil kendi hür irademizle varolma çabası içinde olmalıyız.

İçinde bulunulan durumu kendi bakış acımız ve kendi fikirlerimiz doğrultusunda yorumlayabiliyorsak o zaman bir şeyleri değiştirebiliriz. Yoksa, efendim adam bilmem nereyi bitirmiş kaç dil konuşuyor elbet vardır bir bildiği dersek, kendimizi de okumamış zır cahil olarak nitelersek işimiz zor valla.

Herkes her şeyi bilir diye bir kaide yoktur, olamazda.

Unutmayalım ki , Doktor sadece uzmanlık yaptığı alanda kesin bilgi sahibidir, diğer konularda sadece fikir beyan edebilir, fikir beyan etmek içinde çok okumak yeterlidir bana göre.

Hee gelelim dananın kuyruğunun koptuğu yere; okuyormuyuz? yoksa okuduğumuzu mu sanıyoruz ? bilemem ? bildiğim güzel bi sözü söyleyeyim varın siz anlayın gerisini.

“Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz”.

E bilgide de gökten zenbille inmediğine göre konu anlaşılmış demektir…

SAYGILARIMLA..

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.