Zehra Okur
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Seneler geçse de bizim için çok şey kaybolmuştur. Kayıp olan yıllarımızı geri almamız mümkün mü, bir düşünelim ne yapabiliriz.

Geçmişte, iyide olsa kötü olsa bir şeyler yaşadık. Memleket meseleleriyle uğraştık. Geçmişimizi unuttuk maalesef. Nerden geldik nere gidiyoruz. Hiç aynaya baktık mı? Bir dönüp bakmak lazım, kimdik kim olduk. Yaş ilerledikçe geçmişte yaşadığımız yılları unutuverdik.

1978 yılları hatırlıyorum da; ne hayat yaşamışız. Ana -baba korkusu, ağabey- abla korkusu, başta ALLAH korkusu vardı. Şimdilerde hiç korku yok, her kes kendi derdinde. Önceden açı- toku bilirdik. Komşuluk bilirdik. Kapılarımız akşama kadar açık kalırdı. Misafirsiz kalmazdık. O zaman komşuluk vardı. Şimdi bakıyorum da kimse kimseyi tanımıyor. Paran varsa, zenginsen tanınır itibar görürsün, yoksa görmemezlikten geliyorlar. Ah! Kaybettiğimiz yıllar. Hani o yıllar? Biri dese ki o yılları yaşayacağız; Allah derdim!

Mesela komşumuzdan haberiniz vardı. Mahallemizde kimler yaşardı bilirdik. Kim hasta kim sağ, kim ölmüş kim doğmuş bilirdik. Kimin evinde bir kaşık çorba pişse komşusuna ikram ederdi. Komşunun çocukları evlerden çıkmazdı. Cumartesileri televizyonda sinema var. Toplanır komşuya giderdik. O zamanlar nerde her evde televizyon. Yok, bu el bu yabancı kimse bilmezdi. Elde gelir mahalleye uyum sağlardı. Nice komşularımız vardı öyle. Şimdi insanlar, hep el hep yabancı… İnsanlar birbirine yabancı. İnsanlar birbirinden korkar oldu. El etek çekti komşuluk, muhabbet bizden. Sadece şekillere bakar olduk. “Ye kürküm ye” dünyası. Varsa bir mevkiin var itibarın!

Geçmişimize bir nevi sünger çektik. Gelecek derken; ne geleceği yakalayabildik ne de geçmişimizle kaldık. Ne yeşerdik ne de bir gönle gire bildik. Pirinç alalım derken evdeki bulgurdan olduk. Bizimki bu hesap… Ne zamanı yakalayabildik. Ne zaman bizi bekledi.

Yakalayamadığımız zaman içerisinde uçup giden değerlerimiz… Elimiz de kalan sadece yozlaşmış bir gençlik ve maddeci insanlar topluluğu. Menfaat kemiklerimize işlemiş. Menfaatsiz hiçbir işimiz yok. Al gülüm ver gülüm.

Vazgeç gönlüm artık insanlarda değer aramayı. Vazgeç bu vefasız dünyadan ve içindekilerden.

Aç gönlünü Mevla’ya. Kucaklasın seni ebediyet. İşte, o zaman ıstırabım diner belki…

Bir gül bahçesine girercesine…

0
mutlu
Mutlu
0
_zg_n
Üzgün
0
sinirli
Sinirli
0
_a_rm_
Şaşırmış
0
vir_sl_
Virüslü

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.